Sonumuz aynı olmayacak
Giriş Tarihi:
Yüce Rabbimiz, Kur'ân-ı Kerim'in Necm Suresi'nin 39-41. âyetlerinde şöyle buyurmaktadır: "İnsan için ancak çalışmalarının karşılığı vardır. Ona çabalarının karşılığı gösterilecek. Tam tamına karşılığı da verilecektir."
Bu âyetlerden açıkça anlaşılacağı üzere, insan için yaptığı çalışmaların karşılığı vardır. Ancak bu ilâhî yasa dünya hayatı ile ilgili olmaktan çok âhiret hayatı ile alâkalıdır. Zira insan, dünya hayatında yaptığı bütün çalışmaların karşılığını bulamayabilir.
Ani ölümler, borçluların iflası, genel veya bölgesel krizler, hatalı adlî kararlar, siyasî baskılar, yıkıcı rekabetler, cana ve mala yönelik zulümler, sömürüler, kader programından kaynaklanan engeller ve daha birçok sebepler, insanların yaptıkları çalışmaların karşılığını almalarına mani olabilir. Ne var ki âhiret hayatı böyle değildir.
Adâlet terazileri kurulacak Âhiret
hayatında ilâhî adâlet terazileri kurulacak, hiçbir insan zulme uğratılmayacak, herkes yaptıklarının karşılığını bulacaktır. En küçücük hayırların armağanları alınacak, zerre miktarı da olsa şerlerin cezası çekilecektir. Geliniz bu gerçekleri Kur'ân'ımızın âyetlerinden öğrenelim:
Enbiya Sûresi âyet 47: "Kıyâmet günü için pek hassas adâlet terazilerini kuracağız. Hiç kimse en küçücük bir haksızlığa dahi uğratılmayacak.
Hardal tanesi; zerre miktarı kadar da olsa iyi/kötü her ameli tartıya sokacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz."
Zilzal Sûresi âyet 7-8: "(Herkes yaptığı çalışmanın karşılığını bulacak) Kim zerre miktarı bir hayır yapmışsa onu görecek. Kim zerre miktarı bir şer üretmişse onu da görecektir."
Akıbetlerimiz farklı olacak
Herkesin yaptıklarının karşılığını bulacağı gerçeğinden hareketle ve de kesin bir dille ifade edebiliriz ki âkıbetlerimiz aynı olmayacaktır. Allah'a iman edenlerle etmeyenlerin, helâl ve haram çerçevesi içinde yaşayanlarla yaşamayanların, ibâdet edenlerle etmeyenlerin, adâletlilerle zalimlerin, insanlığa hizmet verenlerle çıkarcı sömürücülerin âkıbetleri bir olmayacaktır.
Nefislerini ilahlaştıranlarla ahlâksızlıklarını putlaştıran ve de İslâmî değerleri çiğneyen îman özürlülerin âkıbetleri pek korkunç olacaktır. Bu hakikati kavrayamayanlar, yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle uyarılmaktadır: "(Yasakladığımız) kötülüklere atılanlar, kendilerini imanedip (emirlerimize uygun) doğru ve hayırlı işler yapanlarla aynı tutacağımızı mı sanıyorlar. Hayatları ve ölümleri onlarla eşit mi olacak. Ne kötü yargıda bulunuyorlar." (1) Yaptıklarının karşılığını görmeyeceklerini sanarak pek kötü hüküm verenler Sâd Sûresi'nde ise şöyle uyarılmaktadırlar: "...Vay hallerine Cehennem ateşindeki inkârcıların.
Yoksa iman edip iyi işler yapanlarla yeryüzünde inkâr edip kötü işler yapan bozguncuları bir tutacağımızı mı sandılar?
Allah'a karşı sorumluluk bilincinde olanları yoldan sapmışlarla eşit kılacağımız mı zannettiler?" (2)
Kulluk çizgisinde yaşayanlar Cennet'e girecek
Kulluk çizgisi üzerinde yaşayanlarla, başlarına buyruk olanların, ilâhî hükümlere tabi olanlarla batılperest egemen kâfirleri ve zalimleri izleyenlerin âkıbetleri bir olmayacak da ne olacak? Ne olacağını Kur'ân'ımızdan dinleyelim.
Secde Sûresi âyet 18-19: "Hiçbir mü'minle Hak yoldan çıkmış fasık kişi bir olur mu? Elbette bir olmazlar.
İman edip de (emir olundukları) güzel amelleri yapanlara, yaptıkları çalışmaların karşılığı olarak barınacakları Cennetler vardır. (Kur'ân rehberliğinden ve Muhammed önderliğinden) sapmışların varacakları yer ise ateştir. Onlar kurtulmak için her çırpınışlarında yeniden ateşe atılırlar ve onlara şöyle denir: Yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın bakalım." Ömür
her an bitebilir Ömür
takviminin son yaprağı her an düşebilir.
İlâhî muhakeme her dem başlayabilir.
Çarptırılacağımız cezalar, uğrayacağımız azaplar yaptıklarımızın karşılığı olacaktır.
Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir kalbin tasavvur edemeyeceği, sınırsız nimetler, tükenmez güzellikle ve sonsuz mutlulukla dolu Cennet hayatı da îlahi rahmeti çeken amellerimizin sonucu olacaktır.
Yazımızı bir hadisle bitirelim: "Akıllı kişi îlahi ölçülere göre hayatını düzenleyen ve ölüm ötesi hayatı için çalışandır. (Zira insan için ancak çalışmasının karşılığı vardır.)" (3)
* * *
KUR'âN-I KERîM'DEN MESAJLAR
"Sizi yaratan Allah'tır.. Sonra sizi vefat ettirecek. İçinizden bazıları da geçmişe yönelik hiçbir şeyi bilemez-hatırlayamaz olması için aklenbedenen tam bir çocuklaşma dönemi olan Erzel-i umur evresine kadar yaşatılır. Allah herşeyi bilen'dir. Her şeye gücü yetendir." (Nahl 16/70)
***
"Sizi önce topraktan, sonra bir spermden; embriyodan yaratan Allah'tır. Sonra sizi bebek olarak annelerinizin karnından çıkarıyor. Sonra sizi ergenliğe ulaşmanız ve nihayet ihtiyarlar olmanız için yaşatıyor. İçinizden bir kısmı da önce vefat ettiriliyor. Bütün bunlar belirlenen süreye kadar yaşamanız ve (bir gün öleceğinizi ve hayatınızdan sorgulanacağınızı) düşünebilmeniz içindir." (Mümin 40/67)
***
"Rabbin şöyle hükmetti: Yalnızca O'na ibâdet edin. Allah'a ibâdet olduğu bilinciyle anayababaya güzel davranın, ihtiyaçlarını tam olarak karşılayın.
Onlardan birisi veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakın onlara "of" bile deme. Onları azarlama. Onlarla gönüllerini alıcı şekilde konuş. Üzerlerine şefkat ve tevazu kanatlarını indir ve onlar için şöylece de duâ et:
Rabbim!
Küçüklüğümde büyük bir ilgi ve fedakârlıkla beni büyüttükleri gibi Sen de onlara merhamet et." (İsra 17/23- 24)
* * *
Bir Ayet
Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz. Hâlâ düşünmeyecekler mi? Yasin (68)
Bu âyetlerden açıkça anlaşılacağı üzere, insan için yaptığı çalışmaların karşılığı vardır. Ancak bu ilâhî yasa dünya hayatı ile ilgili olmaktan çok âhiret hayatı ile alâkalıdır. Zira insan, dünya hayatında yaptığı bütün çalışmaların karşılığını bulamayabilir.
Ani ölümler, borçluların iflası, genel veya bölgesel krizler, hatalı adlî kararlar, siyasî baskılar, yıkıcı rekabetler, cana ve mala yönelik zulümler, sömürüler, kader programından kaynaklanan engeller ve daha birçok sebepler, insanların yaptıkları çalışmaların karşılığını almalarına mani olabilir. Ne var ki âhiret hayatı böyle değildir.
Adâlet terazileri kurulacak Âhiret
hayatında ilâhî adâlet terazileri kurulacak, hiçbir insan zulme uğratılmayacak, herkes yaptıklarının karşılığını bulacaktır. En küçücük hayırların armağanları alınacak, zerre miktarı da olsa şerlerin cezası çekilecektir. Geliniz bu gerçekleri Kur'ân'ımızın âyetlerinden öğrenelim:
Enbiya Sûresi âyet 47: "Kıyâmet günü için pek hassas adâlet terazilerini kuracağız. Hiç kimse en küçücük bir haksızlığa dahi uğratılmayacak.
Hardal tanesi; zerre miktarı kadar da olsa iyi/kötü her ameli tartıya sokacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz."
Zilzal Sûresi âyet 7-8: "(Herkes yaptığı çalışmanın karşılığını bulacak) Kim zerre miktarı bir hayır yapmışsa onu görecek. Kim zerre miktarı bir şer üretmişse onu da görecektir."
Akıbetlerimiz farklı olacak
Herkesin yaptıklarının karşılığını bulacağı gerçeğinden hareketle ve de kesin bir dille ifade edebiliriz ki âkıbetlerimiz aynı olmayacaktır. Allah'a iman edenlerle etmeyenlerin, helâl ve haram çerçevesi içinde yaşayanlarla yaşamayanların, ibâdet edenlerle etmeyenlerin, adâletlilerle zalimlerin, insanlığa hizmet verenlerle çıkarcı sömürücülerin âkıbetleri bir olmayacaktır.
Nefislerini ilahlaştıranlarla ahlâksızlıklarını putlaştıran ve de İslâmî değerleri çiğneyen îman özürlülerin âkıbetleri pek korkunç olacaktır. Bu hakikati kavrayamayanlar, yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle uyarılmaktadır: "(Yasakladığımız) kötülüklere atılanlar, kendilerini imanedip (emirlerimize uygun) doğru ve hayırlı işler yapanlarla aynı tutacağımızı mı sanıyorlar. Hayatları ve ölümleri onlarla eşit mi olacak. Ne kötü yargıda bulunuyorlar." (1) Yaptıklarının karşılığını görmeyeceklerini sanarak pek kötü hüküm verenler Sâd Sûresi'nde ise şöyle uyarılmaktadırlar: "...Vay hallerine Cehennem ateşindeki inkârcıların.
Yoksa iman edip iyi işler yapanlarla yeryüzünde inkâr edip kötü işler yapan bozguncuları bir tutacağımızı mı sandılar?
Allah'a karşı sorumluluk bilincinde olanları yoldan sapmışlarla eşit kılacağımız mı zannettiler?" (2)
Kulluk çizgisinde yaşayanlar Cennet'e girecek
Kulluk çizgisi üzerinde yaşayanlarla, başlarına buyruk olanların, ilâhî hükümlere tabi olanlarla batılperest egemen kâfirleri ve zalimleri izleyenlerin âkıbetleri bir olmayacak da ne olacak? Ne olacağını Kur'ân'ımızdan dinleyelim.
Secde Sûresi âyet 18-19: "Hiçbir mü'minle Hak yoldan çıkmış fasık kişi bir olur mu? Elbette bir olmazlar.
İman edip de (emir olundukları) güzel amelleri yapanlara, yaptıkları çalışmaların karşılığı olarak barınacakları Cennetler vardır. (Kur'ân rehberliğinden ve Muhammed önderliğinden) sapmışların varacakları yer ise ateştir. Onlar kurtulmak için her çırpınışlarında yeniden ateşe atılırlar ve onlara şöyle denir: Yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın bakalım." Ömür
her an bitebilir Ömür
takviminin son yaprağı her an düşebilir.
İlâhî muhakeme her dem başlayabilir.
Çarptırılacağımız cezalar, uğrayacağımız azaplar yaptıklarımızın karşılığı olacaktır.
Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir kalbin tasavvur edemeyeceği, sınırsız nimetler, tükenmez güzellikle ve sonsuz mutlulukla dolu Cennet hayatı da îlahi rahmeti çeken amellerimizin sonucu olacaktır.
Yazımızı bir hadisle bitirelim: "Akıllı kişi îlahi ölçülere göre hayatını düzenleyen ve ölüm ötesi hayatı için çalışandır. (Zira insan için ancak çalışmasının karşılığı vardır.)" (3)
* * *
KUR'âN-I KERîM'DEN MESAJLAR
"Sizi yaratan Allah'tır.. Sonra sizi vefat ettirecek. İçinizden bazıları da geçmişe yönelik hiçbir şeyi bilemez-hatırlayamaz olması için aklenbedenen tam bir çocuklaşma dönemi olan Erzel-i umur evresine kadar yaşatılır. Allah herşeyi bilen'dir. Her şeye gücü yetendir." (Nahl 16/70)
"Sizi önce topraktan, sonra bir spermden; embriyodan yaratan Allah'tır. Sonra sizi bebek olarak annelerinizin karnından çıkarıyor. Sonra sizi ergenliğe ulaşmanız ve nihayet ihtiyarlar olmanız için yaşatıyor. İçinizden bir kısmı da önce vefat ettiriliyor. Bütün bunlar belirlenen süreye kadar yaşamanız ve (bir gün öleceğinizi ve hayatınızdan sorgulanacağınızı) düşünebilmeniz içindir." (Mümin 40/67)
"Rabbin şöyle hükmetti: Yalnızca O'na ibâdet edin. Allah'a ibâdet olduğu bilinciyle anayababaya güzel davranın, ihtiyaçlarını tam olarak karşılayın.
Onlardan birisi veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakın onlara "of" bile deme. Onları azarlama. Onlarla gönüllerini alıcı şekilde konuş. Üzerlerine şefkat ve tevazu kanatlarını indir ve onlar için şöylece de duâ et:
Rabbim!
Küçüklüğümde büyük bir ilgi ve fedakârlıkla beni büyüttükleri gibi Sen de onlara merhamet et." (İsra 17/23- 24)
* * *
Bir Ayet
Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz. Hâlâ düşünmeyecekler mi? Yasin (68)