Kur'ân'ın erdemlileri

ALİ RIZA DEMİRCAN ALİ RIZA DEMİRCAN
Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Kur'ân'ın erdemlileri
Farklı inançlar ve bu inançlarla bağlantılı kültürlerin erdem (fazîlet) olarak vasıflandırdıkları işler-davranışlar; erdemliler olarak değerlendirdikleri kişiler vardır.
Maziyi ve tarihî kişileri yüceltme, bazı yaşam felsefelerini takdis etme, muayyen kişi ve kurumlara mensubiyet, dinsel görünümlü şeklî merasimler, dünya markası giysi ve araçları kullanma, ideolojik tavır ve söylem, şöhret sağlama, israf ve lüks nitelikli harcama...bütün bunlar ve benzerleri erdem kabul edilmekte, erdemliler de böylece belirlenmektedir.
Yüzeysel olup objektifliği ve evrenselliği olmadığı, kalıcı nitelik taşımadığı ve Allah'ın rızasını amaçlamadığı için İslâm bu yargıları kabul etmemekte, erdemlilik için Hak ve Halk insanı olma gereğini duyurmaktadır. Kur'ânî ve Peygamberî buyruklar da bu gerçeği vurgulamaktadır.
İbadetlerin dış formlarına şartlanmanın, şeklî dînî merasimleri yüceltmenin bile erdemlilik olamayacağını açıklayan Bakara Sûresinin 177.âyetinde gerçek erdemler ve erdemliler şöylece açıklanmaktadır: "Yüzünüzü doğu ve batıya çevirmeniz erdem değildir. Ama gerçek erdem sahibi kişi Allah'a, Âhiret Günü'ne, meleklere, peygamberlere ve onlara indirilen Vahye inanandır; mal sevgisi içinde yaşarken akrabasına, yetimlere, ihtiyaç sahiplerine, yolculara/mültecilere, yardım isteyenlere ve insanları esaretten kurtarmaya harcayandır; namazında devamlı ve dikkatli olandır; zekatını verendir ve gerçek erdem sahipleri söz verdiklerinde sözlerini tutandır, yoksulluk, hastalık ve savaş dönemlerinde sabredenlerdir. İşte İslâm Dîni'ne îmanlarını ve onun ölçülerine bağlılıklarını kanıtlayanlar onlardır. Allah'ın sevdiği ve Cennetler vaat ettiği Müttakî kullar da onlardır."
Erdemlilerin vasıflarını özetleyerek açıklayan bu âyette beş ana vasıf beyan buyrulmaktadır: Bu vasıflar îman, mal sevgisine rağmen Allah için verme, namaz-zekat, sözlere-sözleşmelere bağlılık ve olağanüstü şartlarda sabırdır.
Diğer İslâmî erdemlerin de kaynağını oluşturan bu erdemlere kısaca değinelim.
Kur'ân'ın erdemlileri-1 Allah'a ve ölüm ötesi hayata îman başta olmak üzere İslâmî inanç esaslarına îman, erdemliliğin ilk şartıdır. Zira insan, hayatın yüceliğini ancak İslâmî îmanla kavrayabilir, ancak onunla konumlandırabilir ve amaçlandırabilir. Îman olmadan kutsal olmaz. Güzellikler temellendirilemez ve sürekli yaşanamaz.
Mesela aklın gerekli bulduğu insan haklarına saygı ve bu uğurda fedakârlık gibi erdem görülen objektif değerler ancak Yaradan katında sorgulanılacağı, mükâfat alınıp ceza görüleceği gerçeğine îmanla hayata geçirilebilir.Bu nedenledir ki hayırların kaynağını oluşturan îman, Kur'ân dilinde erdemliliğin ana şartı olmuştur.
Îman yoksa erdem de yoktur.
Kur'ân'ın erdemlileri-2 Erdemliliğin evrensel bir ölçüsü de ayırım yapılmaksızın insanlara fayda sağlama amacıyla yaşamaktır. Bunun içindir ki İslâm, özellikle fakirlik korkusunun yaşandığı ve biriktirme ihtiraslarının arttığı, bir diğer ifadeyle mal sevgisinin geliştiği dönemlerde başta yakın akraba fertleri olmak üzere ihtiyaçları gözlemlenen yetimlere, yoksullara, yolculara, sürgünzedelere, mültecilere, yardım isteyenlere ve esirleri kurtarmaya harcamayı erdemlilik olarak değerlendirmektedir.
Sevdiğimiz mallardan verme yoksa erdemli olunamaz.
Kur'ân'ın erdemlileri-3 İlâhî bilgi, rahmet, kudret ve koruma altında yaşarken Yaradan'a bağlılığı ve malî fedakârlığı öncelemeden erdemlilik burcuna tırmanılamayacağı açıktır. Bu nedenle zahirî ve kalbî şartlarına uyularak kılınacak namaz ve şartları gözetilerek verilecek zekat da erdemli insan olmanın şartlarından kılınmıştır.
Namaz ve Zekâtla Hak ve Halk insanı olmadan erdemli olunamaz.
Kur'ân'ın erdemlileri-4 İlişkiler yumağı olan sosyal hayatın adâlet ve ahlâk temelleri üzerinde kurulup yükseltilebilmesi için sonuçları aleyhimize de olsa sözlere ve sözleşmelere bağlılık gereklidir. Bu sebeple Allah'a ve Allah'ın kullarına karşı verilen sözlere ve yapılan sözleşmelere bağlılık esastır.
Bu esas çiğnenirse insanlar katında da, Allah'ın nezdinde de erdeme erişilemez.
Kur'ân'ın erdemlileri-5 Yazımızın omurgasını teşkil eden anlamını sunduğumuz Bakara sûresinin 177. âyetinde sunulan bir Kurânî erdem de sabırdır. Aklın, dinin ve bilimin gerektirdiklerini yapmada, sakındırdıklarından kaçınmada sabır gösterilmesi hiç şüphesiz bir görevdir ve de erdemdir. Ama asıl erdem hayatın tabîi akışı sırasında gösterilen sabrın, hastalık-korku- fakirlik-terör ve savaş gibi olağanüstü durumlarda da gösterilebilmesidir.
Bu sebepledir ki İslâm olağanüstü şartlarda sabır gösterilmesini yani güzellikler üzerinde ısrar gösterilmesini gerçek erdemlilik olarak vasıflandırmıştır.
Sabır gösterilmeksizin erdemli olunabilir mi?
Gerçek erdemliler Kur'ân'ın erdemlileridir
Gerçek erdemliler Kurân'ın erdemlileridir. Sözleri, davranışları ve işleri ile îmanlarını doğrulayanlar onlardır. Kurân hidayetinden yararlanacak, Allah ile beraberliğin hazzını duyacak, ilâhî sevgiye ererek kendileri için hazırlanmış Cennetlere yerleşecek Müttekîler de onlardır.
Yazımızı Kurânımızın Yûsuf sûresinin 101. âyetinde bizlere öğretilen bir duâ ile bitirelim: "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah'ım! Dünyada ve Âhirette benim dostum sensin. Müslüman olarak canımı al ve beni erdemliler arasına kat."
Gerçek müslüman olmak dünya hayatını önemsememize ve sevmemize engel midir?
Yüce Rabbimiz şükredici kullar olmamız için yeryüzünün birbinden görkemli bütün güzeliklerini bizim için yarattığını açılklamaktadır.(Bakara 28;A'raf 32;Nahl 10-14; Casiye 13) Buna göre dünyamızı önemseyebilir ve sevebiliriz,; sevmeli ve önemsemeliyiz de...
Çünkü biz, dünya hayatında kulluk denemesine uğratılıyoruz.
İnsanlar için yaratılmış tüm nimetler ve güzelliklerden faydalanabiliriz; faydalanmalıyız da... Çünkü, yararlanıp şükretmek, bizim kulluk vazifemizdir.
Yaşadığımız toplumda kültürel, ekonomik ve siyasî her türlü mücadeleyi verebiliriz; vermeliyiz de... Ülkemizin yönetimine talip olabiliriz,olmalıyız da. Çünkü bu tür hakka dayalı mücadeleler, ve talepler bizi, Cennet'e götürecek cihâddır.
Ancak, dünya hayatına ölüm döşeğinden veya kabir kapısından bakmayı öğrenmeliyiz.
Hakikat penceresinden bakıldığında, bir akşam veya kuşluk vakti gibi görülecek bu dünya hayatında, bizi, sonu gelmez ve fayda vermez pişmanlıklara ve hasretlere düşürecek işlerin faili olmaktan kaçınmalıyız. Rabbimizin şu uyarısını kılavuz edinmeliyiz: "Dünya hayatı, gerçekten ancak bir oyun ve eğlence gibi geçici niteliklidir. Rabbinin emirleri ve yasaklarına bağlanan kullar için âhiret hayatı şüphesiz daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?"(Enam 32)
Herkes pişmanlık duyar mı?
Bu soruyu - Allah şanını artırsın- Peygamberimiz diliyle cevaplandıralım.
Biricikhayat önderimiz Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), bir öğütlerinde şöyle buyurdu:
- Ölen hiçbir kişi yoktur ki, pişmanlık duymasın.
Sahâbiler sordular:
- Ya Resûlallah, kişinin duyacağı pişmanlık nedir?
-İyi ve hayırlı işler yapan kişi, amellerini niçin artırmadığına; kötü amelli kişi de niçin kötü işlerini bırakıp tövbe etmediğine pişman olur.(Tirmizî Hn.2405)
Takvim Kaynak Tercihleri

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler