İlk yetiştirilen GM tohumu Kaliforniyali Calgene adlı şirket tarafindan üretilen ve adına FlavrSavr adı verilen bir domatesti. Bu domates çürümeye karşı dayanıklıydı ve bu dayanıklılık polygalacturonase adlı enzimin üretilmesine müdahale eden bir genin eklenmesiyle sağlanmıştı. Bundan sonraki GM tohumları, örneğin dayanıklı pamuk, Amerika ve Avusturalya'ya tanıtıldı. Bu tohumlar Amerika'da ve tarıma bağlı ülkelerde (Avrupa Birliği'nin aksine) kabul gördü. Aynı zamanda Arjantin, Brezilya, Güney Afrika, Hindistan ve Çin gibi ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanan gelişmekte olan ülkelerde de bu tohumlar büyük ölçüde talep gördü. Diğer başarılı GM tohumları ise dayanıklı mısır ve herbisite dayanıklı pamuktu. 40 ÜLKEDE YETİŞTİRİLİYOR Transgenik tohumlar; baska bir türden gen ya da genler transfer edilmis olan bitkiler, ticari amaçlı ya da deneme amaçlı olarak 6 kıtada 40'dan fazla ülkede yetiştiriliyor. 2000 yılında 4,420,000 hektar toprak transgenik tohumla (başlıcaları böcek ilacına dayanıklı soya fasulyesi mısır ve pamuktur) ekilmişti. GM ile kazandırılan özelliklerin daha uzun süreli daha güvenilir tohum performansı sağladığı iddia edildi. Bitki öldürücülere, böceklere, bitki hastalıklarına ve sert doğa şartlarına karşı direnç, daha zengin ve besleyici içerik tohumlara kazandırılmak istenen başlıca özelliklerdendi. Bugün tükettiğimiz ekmek, diğer hamur işleri, yumurta ürünleri, süt, süt ürünleri, hayvan yemleri, şeker, çikolata gibi bazı işlenmiş yiyecekler ve meyve suyu, şarap, bira gibi bazı işlenmiş içecekler tamamen genetiği değiştirilmiş gıdalar olmasalar da bu gıdaların içlerindeki bazı maddeler (özellikle koruyucu katkı maddeleri) genetik mühendisliğinin çalışmaları sonucu üretilmişlerdir. AŞILAR GENETİK Dünyadaki biyoteknoloji şirketlerinin önemli bir kısmı insanların sağlık durumlarının iyileştirilmesinde kullanılacak ilaçların, yani ecza ürünlerinin üretimini yapmaktadır. Şimdi piyasada 80'den fazla biyoteknolojik ilaç, aşı maddesi ve teşhis ürünü bulunmaktadır. Ayrıca 200'den fazla hastalığı tedaviye yönelik geliştirilme aşamasında olan biyoteknolojik ilaçların sayısı 300'ü aşmıştır. Gelişme aşamasında olan ilaçların çoğu kanser tedavisini amaçlamaktadır. Piyasadaki biyoteknoloji ürünlerinin büyük çoğunluğunu ise aralarında AIDS, felç, şeker hastalığı ve kanserin de bulunduğu hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılan ilaçlar oluşturmaktadır. RİSKLER NELER? Biyoteknolojinin ve ürünlerinin insanlığa sağladığı yararların yanında, bunları sağlarken ortaya çıkan bazı riskler de bulunmaktadır. Bu riskler iki başlık altında toplanabilirler: insan ve hayvan sağlığına etkileri ile çevre sorunları. Bir canlıdan diğerine zehirli madde aktarımı, yeni zehirli maddelerin oluşumu ve beklenmedik allerjik tepkilere neden olabilecek bileşiklerin aktarımı risklerini azaltmak için çok büyük dikkat gösterilmelidir.