Derin kurşun
Ezberleri bozan TAKVİM, 15 yıllık sır perdesini aralıyor: Tarih 5 Kasım 1997. Yer Kıbrıs! K.K. Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu öldürülmek istendi. Ancak bu kurşun Ergenekon'un ipini çekti
Giriş Tarihi:
Soru yağmuru altında bir şeyler yazmak hiç de kolay olmuyor. Eksik olmasın dostlar haklı olarak merak ediyorlar, arka planını öğrenmek istiyorlar. Bu nedenle dünkü MANŞETİN devamı olarak birkaç satır yazmak farz oldu...
Haydi BİSMİLLAH... TARİH: 5 KASIM 1997 YER: KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, TOROS-2 TATBİKATINI izlemek için Kıbrıs'a gitti. Atış alanı girişinde SELAMLA karşılandı. Daha sonra uzun keskin adımlarla PROTOKOL ÇADIRINA yöneldi.
En öndeki beyaz deri koltuk kendisini bekliyordu. Özensiz hazırlanmış ÇADIRDA Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ali Yalçın, KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Hasan Peker Günal, Lefkoşa Büyükelçisi Ertuğrul Apakan, Meclis Başkanı Hakkı Atun, Başbakan Derviş Eroğlu, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Dışişleri Bakanı Taner Etkin, KKTC Milli Eğitim Bakanı Günay Caymaz, Tarım ve Orman Bakanı Kenan Akın da KIVRIKOĞLU'na eşlik ediyordu... Bir anda patlayan silah ÇADIRI karıştırdı. Kimin nereden ateş ettiği görülemedi. Ama kurşun GENELKURMAY BAŞKANLIĞI için hazırlık yapan Kıvrıkoğlu'nu sıyırmış hemen yanı başında duran ALBAY VURAL BERKAY'a saplanmıştı... Ne yazık ki burada da ALBAY şehit düşmüştü...
Oysa Kıbrıs'ta yapılan TOROS tatbikatlarına Ankara büyük önem verirdi.
Her yıl Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı düzeyinde katılım olurdu. Ancak yoğunluktan olsa gerek DEMİREL ve İSMAİL HAKKI KARADAYI bu kez gelememişti... Üstelik Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin de yoktu... Neyse...
Silah patladıktan sonra ışık hızıyla mikrofonların başına geçen Sayın Sezgin "Kurşun özel kuvvetlere ait bir silahtan yanlışlıkla çıkmıştır" açıklaması yapıyordu...
Yani olan biten BİR KAZAYDI...
Yalnız M-16'dan çıktığı tespit edilen ve Ankara'ya incelemeye gönderilen kurşun, REKOR kırmıştı. Çünkü çadır TATBİKAT alanına 1500 metre uzaktaydı. Oysa M-16 silahının menzili 550 metreydi... Tabii bunu o gün de bugün de sorgulayamadık... Kıvrıkoğlu Paşa, Genelkurmay Başkanı olduktan sonra bu dosya HİÇ GÜNDEME GELMEDİ...
Ya da her zaman olduğu gibi yine bizlere bir şey söylenmedi...
Bu olay yakın tarihte ORDUDAKİ en büyük kırılmadır...
Bizler Kıvrıkoğlu'nun ne kadar DEMOKRAT ve MİLLİ olduğunu bilmiyoruz... Algılarla yönetiliyoruz... Kaynağı sorgulamadan ya kabul ya da ret ediyoruz...
Kıvrıkoğlu, bu olayla değil de "İRTİCA İLE MÜCADELE 1000 YIL SÜRECEK" ve "HİLMİ ÖZKÖK cemaattenmiş, bunu albay olduğunda anladım.
Yapılacak bir şey yoktu" sözleriyle aklımızda kaldı.
Oysa Hilmi Paşa'yı hazırlayan ve destekleyen kendisiydi. Bunu içerideki birkaç kurmayla birlikte yaptı. Hilmi Paşa, Kıvrıkoğlu'nun VASİYETİDİR... Çünkü ERGENEKON denilen canavarı ümüğünden yakalayıp DEVLETE teslim eden Hüseyin Kıvrıkoğlu'dur.
Ne tesadüf ki imzasız bir İHBAR MEKTUBU, Hilmi Paşa zamanında hem karargaha hem MİT'e gitmiştir... Ve bu mektup ERGENEKON dalgalarını başlatmıştır... Peki, Kıvrıkoğlu'dan sonra Hilmi Özkök neler yaşadı?
Hatırlayalım...
Koskoca Genelkurmay Başkanı evinden sefertası ile yemek getirip karnını doyurdu... Çünkü birkaç kez direkten dönmüştü. Arkadaşları öldürmek için sıraya girmişti. Doğan Güreş Paşa ve arkadaşlarını HASDAL'da kahveye zehir koyarak ortadan kaldırmak isteyen zihniyet şimdi de ÖZKÖK'ü hedef almıştı...
Taktik yeni değildi... Oyuncular değişse de KUKLACI aynıydı... İşte İlker Başbuğ'da Hilmi Paşa ekolünden geldiği için hedef olmuştu...
Eğer siyasetle uyumlu isen, yasaların verdiği sınırı aşmıyorsan ve eline silah alıp DARBE yapmıyorsan bir takım odaklar seni orada barındırmaz...
Bizim birçok arkadaşın ERGENEKON'u sulandırmak için yarış yaptığı bu ortamda umarım bu yazdıklarımız okuyucularımızın önünü görmesine yardımcı olur...
Ama belli ki bazı odaklar ordunun ayıklanmasını değil toptan yok olmasını istiyor... Ordusu yok edilen BOSNA, IRAK ve AFGANİSTAN'da milyonlarca kişinin hayatını kaybettiğini, binlerce kadının da ırzına geçildiğini umarım hatırlayanlar vardır... Her şeyi bir yana bırakın, ben olan biteni size kısaca özetleyeyim:
Büyük Türkiye'yi engellemek isteyen birileri KARANLIKTA yumruk atıyor. Suriye ve Irak'ta Türk hükümeti ile askerini neyin beklediğini bilmiyoruz... Birileri seçimle, darbeyle gitmeyen ve Büyük Türkiye ideali olan Erdoğan'ı cephede götürmek istiyor... Çünkü paşaları tutuklanan ORDUYU kimse yönetemez...
Oynanan oyun bu... Tek hedef Erdoğan-asker, yani ORDUMİLLET birlikteliğini bozmak... Şimdi bir daha düşünün...
Bir taşla 5 kuş...
Fena skor değil...
NOT: Ne olur yazdıklarımı AK Partili ya da CHP'li gibi değil, yurdunu seven biri olarak okuyun... Unutmayın KURT puslu havayı sever... Pusun da hakkından İzmir'in İMBAT'ı gelir...
Haydi BİSMİLLAH... TARİH: 5 KASIM 1997 YER: KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, TOROS-2 TATBİKATINI izlemek için Kıbrıs'a gitti. Atış alanı girişinde SELAMLA karşılandı. Daha sonra uzun keskin adımlarla PROTOKOL ÇADIRINA yöneldi.
En öndeki beyaz deri koltuk kendisini bekliyordu. Özensiz hazırlanmış ÇADIRDA Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ali Yalçın, KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Hasan Peker Günal, Lefkoşa Büyükelçisi Ertuğrul Apakan, Meclis Başkanı Hakkı Atun, Başbakan Derviş Eroğlu, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Dışişleri Bakanı Taner Etkin, KKTC Milli Eğitim Bakanı Günay Caymaz, Tarım ve Orman Bakanı Kenan Akın da KIVRIKOĞLU'na eşlik ediyordu... Bir anda patlayan silah ÇADIRI karıştırdı. Kimin nereden ateş ettiği görülemedi. Ama kurşun GENELKURMAY BAŞKANLIĞI için hazırlık yapan Kıvrıkoğlu'nu sıyırmış hemen yanı başında duran ALBAY VURAL BERKAY'a saplanmıştı... Ne yazık ki burada da ALBAY şehit düşmüştü...
Oysa Kıbrıs'ta yapılan TOROS tatbikatlarına Ankara büyük önem verirdi.
Her yıl Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı düzeyinde katılım olurdu. Ancak yoğunluktan olsa gerek DEMİREL ve İSMAİL HAKKI KARADAYI bu kez gelememişti... Üstelik Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin de yoktu... Neyse...
Silah patladıktan sonra ışık hızıyla mikrofonların başına geçen Sayın Sezgin "Kurşun özel kuvvetlere ait bir silahtan yanlışlıkla çıkmıştır" açıklaması yapıyordu...
Yani olan biten BİR KAZAYDI...
Yalnız M-16'dan çıktığı tespit edilen ve Ankara'ya incelemeye gönderilen kurşun, REKOR kırmıştı. Çünkü çadır TATBİKAT alanına 1500 metre uzaktaydı. Oysa M-16 silahının menzili 550 metreydi... Tabii bunu o gün de bugün de sorgulayamadık... Kıvrıkoğlu Paşa, Genelkurmay Başkanı olduktan sonra bu dosya HİÇ GÜNDEME GELMEDİ...
Ya da her zaman olduğu gibi yine bizlere bir şey söylenmedi...
Bu olay yakın tarihte ORDUDAKİ en büyük kırılmadır...
Bizler Kıvrıkoğlu'nun ne kadar DEMOKRAT ve MİLLİ olduğunu bilmiyoruz... Algılarla yönetiliyoruz... Kaynağı sorgulamadan ya kabul ya da ret ediyoruz...
Kıvrıkoğlu, bu olayla değil de "İRTİCA İLE MÜCADELE 1000 YIL SÜRECEK" ve "HİLMİ ÖZKÖK cemaattenmiş, bunu albay olduğunda anladım.
Yapılacak bir şey yoktu" sözleriyle aklımızda kaldı.
Oysa Hilmi Paşa'yı hazırlayan ve destekleyen kendisiydi. Bunu içerideki birkaç kurmayla birlikte yaptı. Hilmi Paşa, Kıvrıkoğlu'nun VASİYETİDİR... Çünkü ERGENEKON denilen canavarı ümüğünden yakalayıp DEVLETE teslim eden Hüseyin Kıvrıkoğlu'dur.
Ne tesadüf ki imzasız bir İHBAR MEKTUBU, Hilmi Paşa zamanında hem karargaha hem MİT'e gitmiştir... Ve bu mektup ERGENEKON dalgalarını başlatmıştır... Peki, Kıvrıkoğlu'dan sonra Hilmi Özkök neler yaşadı?
Hatırlayalım...
Koskoca Genelkurmay Başkanı evinden sefertası ile yemek getirip karnını doyurdu... Çünkü birkaç kez direkten dönmüştü. Arkadaşları öldürmek için sıraya girmişti. Doğan Güreş Paşa ve arkadaşlarını HASDAL'da kahveye zehir koyarak ortadan kaldırmak isteyen zihniyet şimdi de ÖZKÖK'ü hedef almıştı...
Taktik yeni değildi... Oyuncular değişse de KUKLACI aynıydı... İşte İlker Başbuğ'da Hilmi Paşa ekolünden geldiği için hedef olmuştu...
Eğer siyasetle uyumlu isen, yasaların verdiği sınırı aşmıyorsan ve eline silah alıp DARBE yapmıyorsan bir takım odaklar seni orada barındırmaz...
Bizim birçok arkadaşın ERGENEKON'u sulandırmak için yarış yaptığı bu ortamda umarım bu yazdıklarımız okuyucularımızın önünü görmesine yardımcı olur...
Ama belli ki bazı odaklar ordunun ayıklanmasını değil toptan yok olmasını istiyor... Ordusu yok edilen BOSNA, IRAK ve AFGANİSTAN'da milyonlarca kişinin hayatını kaybettiğini, binlerce kadının da ırzına geçildiğini umarım hatırlayanlar vardır... Her şeyi bir yana bırakın, ben olan biteni size kısaca özetleyeyim:
Büyük Türkiye'yi engellemek isteyen birileri KARANLIKTA yumruk atıyor. Suriye ve Irak'ta Türk hükümeti ile askerini neyin beklediğini bilmiyoruz... Birileri seçimle, darbeyle gitmeyen ve Büyük Türkiye ideali olan Erdoğan'ı cephede götürmek istiyor... Çünkü paşaları tutuklanan ORDUYU kimse yönetemez...
Oynanan oyun bu... Tek hedef Erdoğan-asker, yani ORDUMİLLET birlikteliğini bozmak... Şimdi bir daha düşünün...
Bir taşla 5 kuş...
Fena skor değil...
NOT: Ne olur yazdıklarımı AK Partili ya da CHP'li gibi değil, yurdunu seven biri olarak okuyun... Unutmayın KURT puslu havayı sever... Pusun da hakkından İzmir'in İMBAT'ı gelir...