Güncel | Yazarlar | Güne Bakış | Ekonomi | Aktüel | Magazin | Spor | Televizyon | Saklambaç | Astroloji | Arşiv | Ana Sayfa
Bugün: 03 Kasım 2007  
Yazar Arşivi

Cannes’da büyük ödül Fatih’in olmalıydı

Son yılların en iddialı filmi "Yaşamın Kıyısında" vizyona girdi. Yönetmen Fatih Akın, sisteme yenilmiş olan aşk ve sevgiyi kutsadığı "Duvara Karşı"dan sonra bu kez de odak noktası olarak ölümün tetiklediği hayatları seçiyor. Akın'ın yaşamının bir gerçeği olan hem Alman hem de Türk ol(ama)mak bu filmde de bir kez daha karşımıza çıkıyor.

İSYANKARLIK NEREDEYDİ?

Emekli dul Ali, fahişe Yeter'le karşılaştığında yalnızlığına bir çözüm bulduğunu düşünür. Ali, Yeter'e aylık belli bir ücret karşılığında kendisiyle kalmasını teklif eder. Ali'nin oğlu Nejat, babasının bu seçimini onaylamamaktadır. Yeter'in ani ölümü baba ve oğulu hem duygusal hem de fiziksel olarak birbirinden daha da uzaklaştırır. Nejat, Yeter'in üniversite öğrencisi olan kızı Ayten'i bulmak üzere İstanbul'a doğru yola çıkar. Fakat, siyasi eylemci olan Ayten'in Türk polisinden kaçarak Almanya'ya gitmiş olduğunu Nejat bilmemektedir.
"Yaşamın Kıyısında" merakla beklediğim filmlerden bir tanesiydi. Cannes'da en iyi senaryo ödülünü kapmış, ardından Almanya'nın Oscar adayı olarak ismi açıklanmış, Antalya'da aldığı ödüllerden önce de "Avrupa Parlamentosu"nun verdiği ödül gelmişti. Durum böyle olunca da beklentim gitgide yükselmişti. Heyecanla filmi seyretmeye başladım. Kazım Koyuncu'nun şarkısı ile film başlıyor. İlk anlardan seyirciye dokunuyordu. Film bittiğinde heyecanımın yerini -maalesef- bir hayal kırıklığına bıraktı. Fatih'in o şahane üslubu neredeydi? Neden o muhteşem diliyle değil de "Innaruti" gibi konuşmaya çalışıyordu? Hani o isyankar kişiliği neredeydi? Akın birdenbire çok parçalı bir sinema diline geçiş yapmıştı. Karakterler birbiriyle hani neredeyse zorla ve tesadüfen bir araya getirilmişti. Karakterler gerçek hayattan alınmış gibi durmalarına rağmen bir o kadarda içleri boş ve sığdı. Belli ki, Fatih Akın yeni bir arayış içindeydi. "Kısa ve Acısız", "Temmuz'da", "Solino" ve bir başyapıt "Duvar Karşı" nerede, "YaşamınKıyısı" nerede...

GÖRMEK İSTEDİKLERİ GİBİ...

Bir dönem kilim şeklinde Türk filmleri vardı. Yurtdışında epey ilgi görürdü. Çünkü Türkiye'nin geri kalmışlığını gösterirdi.Tam da Avrupalı'ların görmek istediği gibi. Bu filmde de yasadışı bir örgüte üye üniversite öğrencisi var. 1 Mayıs olaylarından dolayı yurtdışına kaçıyor. Muhalif. Almanya'da da sığınma hakkı talebi olumsuz sonuçlanınca Türkiye'ye iade ve hapisanenin yolu gözüküyor.Buraya kadar her şey bir Batılı'nın kafasındaki fotoğraf. Karadenizli Ali Almancı ve emekli. Dişinden tırnağından artırıp oğlunu gurbette okutuyor. Oğlanda cevval. Babanın yüzünü kara çıkarmıyor. Alman dili ve edebiyatı konusunda profesör oluyor. Çok da hümanist. Babasının metresi kazada ölünce onun kızını aramak içinTürkiye'ye geliyor. İş yapmayan bir Alman kitabevini alıp, Almanya'dan gelenlere yardım ediyor. İşte bunlar da Avrupalı olamaya çalışan bir Doğulu'nun kafasındaki fotoğraf. Bu iki ayrı dünya biraraya gelince "Yaşamın Kıyısında"ki gibi ne söylediği anlaşılmayan bir film ortaya çıkıyor.Bu kez Akın karakterleri inandırıcı değil. Hele hele o lezbiyen ilişki. Olması gereken en son şey. Akın iyi niyetle yola çıkmış ama hedefe pek varamamış. Senaryo ham, film iyi pişmemiş.Oyuncu konusunda da doğru seçimler yapıldığını söylemek zor. Beğenerek izlediğim Nurgül Yeşilçay bir türlü Ayten karakterine dönüşemiyor. Sanki hâlâ "Asmalı Konak"ta. Hele hele İngilizce telaffuzu. Aman Allahım! Nurgül sen sadece Tükçe konuş. Nejat rolündede Baki Kavrak'ın rolüne çok iyi oturduğunu söyleyemeyeceğim. Hanna Schygulla, Tuncel Kurtizve muhteşem Nursel Köse filmin artıları bence. Gençlerin onlardan öğreneceği çok şey var. "Yaşamın Kıyısında" Cannes'da en senaryo ödülünü aldı. Bence birinci olmalıydı. Çünkü büyük ödülü alan "4 Ay, 3 Haftave 2 Gün" bugüne kadar gördüğüm en berbat filmdi. Fatih'in hakkını yemişler. Haddim olmayarak Cannes gibi bir festivalin jürisinin çok iyi, hakiki sinemacılardan oluşmalı gerektiğine inanıyorum. Her şeye rağmen "Yaşamın Kıyısında" milli gururumuz Fatih Akın'ın son çalışması. Bu nedenle bile olsa ilgiyi hak ediyor.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Mazi Kalbimde Yaradır   / 27-10-2007
 Fedakar anne uzaylılara karşı   / 20-10-2007
 Jodie Foster 'intikam meleği'ne dönüşürse   / 13-10-2007
 Cehenneme hoş geldiniz!   / 06-10-2007
 'Size baba diyebilir miyim?'   / 29-09-2007
 Aksiyonun kralı   / 14-07-2007
 Aman ne manzara!   / 07-07-2007
 Yalanın Batsın   / 30-06-2007
 Sıkı dostlar işbaşında   / 23-06-2007
 Melek yüzlü şeytan   / 09-06-2007
GÜNCEL
Türk'ün Türk'ün Akın'ı
Bebek katillerine 'Terörist' denilmediği dünyada, Türk genci Akın...
Gönüllü şehit
Hedef: Nokta operasyon
Al Pacino yakalandı
Senaryocu çete sahnede
Rüşvet profesörü
Sihirli başparmak
SPOR
Derbi Derbi öncesi savaş çıktı
Maçımıza MHK'nın bile tartıştığı İsmet Arzuman'ın atanması objektif...
Zico'dan Avrupai plan
Oyuna gelmeyin
Kadıköy'de derbi ateşi
Polat saati kurdu
Gattuso gibiyim
İşkence sona erdi
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
HAVA DURUMU
İSTANBUL Parçalı Bulutlu 17°C 12°C 
ANKARA Parçalı Bulutlu 16°C 8°C 
İZMİR Az Bulutlu 22°C 18°C 
ANTALYA Az Bulutlu 26°C 20°C 
ADANA Az Bulutlu 27°C 14°C 
EKONOMİ
IMKB E: 56.855,060 D:% -0,90
DOLAR S: 1,180 D:% -0,04
EURO S: 1,709 D:% 0,38
AKTÜEL
GÜNE BAKIŞ
EKONOMİ
GÜNCEL
  Güncel | Yazarlar | Güne Bakış | Ekonomi | Aktüel | Magazin | Spor | Televizyon
| Saklambaç | Astroloji | Mobil Takvim | Reklam | Künye | Ana Sayfa
    Takvim Servisi
    Copyright © 2003, 2007 - Tüm hakları saklıdır.
Merkez Gazete Dergi Basım Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Üretim ve Tasarım  Merkez Bilgi Grubu
Shuanda Bildiriyor Blogomania Hepoku