Üç büyüklerin galibiyet başkenti Ankara'ydı
Şampiyonluk hayallerini ayakta tutmanın tek gerçeği kazanmak. Üç büyükler geç de olsa bunun farkına vardı. Ankara takımları, büyüklerin üç puan başkentiydi. Kayıpların değeri şimdi daha iyi anlaşıldığı içindir ki, asıl mücadele şimdi başlıyor. Fenerbahçe, Ankaraspor karşısında, ilk yarıda liderliğe borçlanmayı göze almış" bir takım havasındaydı. İkinci yarıda yedeğindeki direnişi koydu ortaya. Alex'in şifre çözücü yanı, Ankaraspor karşısında yine ayaktaydı. Alex gibi birini unutmak ve hafife almak büyük yanılgı. Onun gibi futbol ressamları, hiçbir resmi yalnız bırakmaz.
***
Beşiktaş, Ankara'da zor sanılan geçitten kolayca geçti. Gençlerbirliği'nin direncini düşüren gerçekleri, Beşiktaş'ın gösterdiği mücadelenin içinde aramak gerek. O berbat zeminde, iyi bir Beşiktaş izledik. Deplasmanda kazanmanın yollarını da öğrenmiş bir takım olarak. Galatasaray, umudunu sürdürmenin temsilcisi olarak kazandı Ankaragücü karşısında... Oynadığı futbol alkışlanmasa da....
***
Ligin altında ilginç bir misafir belirdi; Vestel Manisa... Ligin ilk haftalarında şampiyonluk adayı olarak belirlenmenin bedelini, pahalıya ödeyen bir takım oldu Vestel Manisa... Hasan Şaş'ın hareketlerini görüp, tek maçlık cezalara layık olduğunu bildikten sonra, 20 maç ceza alan Vestel kalecisi Bülent'in çarmıha gerildiğini daha iyi anlıyor insan.
***
Ülkede adaletsizliği körükleyen çirkin dilli yöneticiler. At hırsızlarından çalınmış sözcükleri, futbol dünyasının içine sokanlar, eşek arıları gibi hem iğnelerini sokuyor, hem zehirlerini bırakıyorlar. Ve kişiye özel kanunlar ülkesinde, forma rengi belirliyor cezaları.
***
Hakan Şükür'ün futbolu bırakıp bırakmamasını tartışıyor futbol dünyası. Büyük adamlar, giderken de büyük olur. 3 gol atıp rekor kırmak uğruna kaybedilenleri görmek istemeyenlerin hırsı değil midir, kendinden çalmak! Koltuğunu bırakmayan politik liderler gibi...