Cennet mektupları (54)
Merhaba Hakkı Baba. Geçen akşam rüya sayfalarımı çevirirken, seni unuttuğumu hatırladım. Beni andığını biliyorum. Sana yazamadığım mektuplar için merak ettiğini de... Kusuruma bakma, cennetin tadını çıkartıyorum. Ateş böcekleriyle saklambaç oynadık. Hep ben kazandım.
***
Küçük bir kız çocuğu geldi cennete. Güneş'e "Portakal" diyor. Güneş de bu akşam battıktan sonra kabuklarını soyduracak ona.
***
Cebimde bir çocukluk fotoğrafım kalmış. Bir ağacın altında çektirmişim. Dallar bana uzanmış sanki, ben yere uzanmışım. İçimdeki kederleri saklamışım belki, gülümserken. Ülkemin sokaklarındaki çocuklardan haberim var. Ölümleri çoğaldıkça, anlamını yitiren çocuklardan. En iyi sen biliyorsun, ölen her çocuk gökten bir yıldızın eksilmesi demek. Ülkemiz aydınlık olsun diye, yıldızlara ne çok yama yaptığımı da ben biliyorum.
***
Geçen akşam melek ablalar, sigara içerken yakaladı bulutları. Şu sıralar aralarında kara bulutlar esiyor... Yağmur bulutları da içine kapandı. Belki o yüzden bu yıl biraz kurak geçiyor.
***
Deniz kabukları kulak misafiri olmuş, balıklar insanlara karşı örgütleniyormuş. "Oltalarını onlara yutturacağız" diye... Bundan sonraki balık yumurtalarına dikkat etsin insanlar. Bebeklerin bile ırzına geçen insanlar! Ben söylemiş olayım.
***
Yazım için kusura bakma. Mürekkebim bitti, mürekkep balığına yazdırdım son satırları. Kendine iyi bak Hakkı Baba... Çocuklara da...