Sonuç adamları Dünyada eleştirilmeyi bu kadar hak edip de, eleştirilmeyi reddeden futbolcuları ve teknik adamları başka yerde bulamazsınız. Bir ülkede hiç kitap okumadan milli olan, kültür seviyesini bir arpa boyu geliştirmeden ülke nimetlerini cebine indiren başka canlı yoktur. Milli takım çatısında birbirlerine sahtedestekmesajları gönderenlerin, kulüp maçlarındaki gerçek yüzlerini anlatmaya da gerek yoktur.
***
Bugün yine kazanırız. Yeni kahramanlar üretiriz. 13 yıldır milli takımın kalesini koruyan Rüştü, kaleciliğin önündeki duvar olarak, kurtardığı pozisyonun analizini yapar. Onunla harcanan kalecileri ve yılları sormayın. Kıyamet kopar! HakanŞükür'ü de sakın ola eleştirmeyin. Karşınıza mazi duvarı ve özel güçler çıkar.
***
Milli takım, hepimizin takımı. Milli takımın yanlışlarına ve doğrularına "kişisel" bakmak, kimsenin harcı değil. Yanlışları sorgulamak her namuslu gazetecinin hakkı ve bunun için maçların bitimini beklemeye gerek yok. Çiçeğe kuruduktan sonra su vermenin alemi yok çünkü. Biz bir Alpay yanlışının bedelini, ülke olarak ödemedik mi? Alpay gibi birini, dağları taşları aşarak bu takıma musallat eden FatihTerim'in yanlışını hala ödemiyor muyuz?
***
Yıllar önce, milli takımın başındaki MustafaDenizli'ye sormuştum. "Millitakımaseçilenbirfutbolcunun,halvegidişininpekiyiolmasıgerekmiyorm?" diye. MustafaDenizli, harika(!) bir cevap vermişti bana. "Burasıokuldeğil,bendeahlakbekçisideğilim." Mesele bu kadar basit işte.
***
Kupaların ve sonuçların ardına saklanan sonuç adamları, dün de sadece neticeye bakıyordu. Bugün de... Bu ülkede "Nasılolursaolsunkazan" gerçeği, boşuna yeşermedi. Bizlere miras bırakılan bu değerlerin bekçisi olarak, bugün Moldova karşısındayız. Merak etmeyin kaybetmeyiz. Biz davayı kaybettik çünkü! O yüzden kazanırken kahraman, kaybederken figüran olanların resmi geçidini izlemekle yükümlüyüz.