Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde, tekstil sektörümüzün geleceği ile ilgili bir seminer yapıldı. Semineri Türkiye Tekstil Sanayi İşverenler Sendikası, Antalya Martı Myra Tatil Köyü'nde 23-28 Nisan arasında gerçekleştirdi. Seminere katılım oldukça yaygın idi. Açılış konuşmalarında hükümet üyelerinden Sayın Hüseyin Çelik (Milli Eğitim Bakanımız) de vardı, Sayın Bakan'ın ilginç analizlerini dinlemek fırsatını elde ettik. Sayın Halit Narin'in evsahipliği iki yönlü idi, hem sendikanın başkanı, hem de tatil köyünün sahibi... Organizasyon mükemmeldi. Seminerde sektörün durumu ile ilgili iyimser ve kötümser çok sayıda senaryolar vardı. İyimser senaryolara göre; sektör gelişmesine devam edecek, AB'ye giriş sürecindeki ufak tefek problemlerini aşacaktı. Kötümser senaryolar ise bir hayli düşündürücü idi. Gerçeklik payının büyük olduğunu anladığım bazı senaryoların rahatsız edici bölümlerini size aktarmak istiyorum. Önce, Çin ve Hindistan'ın çok büyük bir rekabeti var. Pamuk fiyatına iplik, ham bez fiyatına dokuma mamulleri ithalatı patlamış durumda. Ayrıca, Sayın Halit Narin'in tabiri ile, içerideki Çinliler, ithalat miktarı ile değerini eksik göstererek bir hayali ithalat vurgunu yaptıklarını ifade ettiler. Bu itham oldukça önemli. Bunun dışında, "Trafik sapması ile tekstil ve hazır giyim sektöründe görülen ihracat rakamlarımız şişmektedir" şikayeti vardı. 'Hayali ihracatın hortlamış olduğu', birçok konuşmacı tarafından dile getirildi. Seminerden çıkarttığım sonuç, bu sektörün problemlerinin acil çözüm beklediği yönünde oldu. Düşük miktar ve değerde mal ithalatı, hayali mal ihracatı varsa (Ki olduğu anlaşılıyor), hükümetin konuya acilen eğilmesi gerekir. Gümrükler bilgi işlem ağında olduğundan, Dış Ticaret Müşteşarlığı'nda yapılacak küçük bir çalışma, hayali dış ticareti ortaya çıkartır. Düşük miktar ve değerde mal ithalatı, gümrüklerdeki mevcut denetimin sıkılaştırılması ile azalır. Hayali ihracatın esas tahrik unsuru olan yüzde 18'lik KDV'nin düşürülmesi ve nakdi iade yerine sadece ilgili şirketin Gelir, Kurumlar Vergisi ve sigorta primlerine mahsup yapılması, konuyu büyük ölçüde ortadan kaldıracaktır. KDV oranlarının yüksek olması, nakdi iadenin de yapılabiliyor olması, hayali ihracatı cazip kılıyor. Bunun acı tecrübelerini 1980-1985 yılları arasında yaşadık. Bazı firmalar planlı olarak, bazıları kaza eseri hayali ihracata girdiler. Kaza eseri girenlerin hemen hepsi aldıkları vergi iadelerini iade ettiler ama, planlı girenler bunu yapmamışlardır. Bugün de hayali ihracat hortlamışsa, KDV'nin indirilmesi ve iadenin mahsup şeklinde yapılması, hayali ihracatı çok büyük ölçüde azaltacaktır.